İşte Dedektif Dergi' de yayınlanan ilk hikayem. Aşağıdaki bağlantıdan hemen okuyabilirsiniz.
Bu blogdaki popüler yayınlar
ÜST GEÇİT Amaan! Saat yedi buçuk olmuş, ne kadar geç geldi servis bugün, hava az sonra kararacak. Haydi! Acele et kızım, kaldır poponu, çabuk eve varmalısın, akşama yemek yok, Allah yok etmesin yani var da yok. Bir tek çorbayla da olmaz ki canım, hiç olmazsa makarna pişireyim bari. Çocuklarda bıktılar ama yapacak bir şey yok. Hafta sonu köye gidince olmuyor işte böyle, hafta içi perişan oluyoruz. Recep beye anlatamıyoruz ki. İşten de geç bırakıyor kör olasıca patron, eve varınca hiçbir şeye vakit kalmıyor. Üf! Bu merdivenlerde amma dik. Hiç sevmiyorum bu üst geçidi. Ne biçim yapmışlar bunun basamaklarını, yapan usta uzun boyluydu herhalde, insan birazda kısaları düşünür canım. Senin bacak boyunla benim ki bir mi. Aaa o da ne? Napıyo bu kız burda ayol? “ Kızım! Dur yaklaşma o korkuluklara. Elektrik var o reklam panosunda çarpılırsın.” Ne biçim bakıyo bu bana ya, delimi ne? “ Ay ay dur...
VEFA Kütahya adı asırlar boyunca çini ile birlikte anılmış bir şehirdir. Bu şehrin insanı olmaktan ve bu şehirde çini ile yoğurulmaktan hep gurur duydum çünkü benim babam bir çini sanatçısıydı. Adı Ahmet Fuat Gürel Kütahya’ da çini ile uğraşan herkes bu güzel ismi bilir. Yaşadığı seksen iki yıllık hayatında, sadece Kütahya’ da yaşamış ve ardında pek çok nadide eser bırakmıştır. Babam olduğu için söylemiyorum ama bugüne kadar ge lmiş geçmiş en önemli çini sanatçılarından biridir. Şan da şöhrette parada hiç gözü olmadı. Onun için sanat Allah’ tan gelen bir lütuftu öyleyse Allah’ a layık olmak gerekirdi. Bilmem bilir misiniz çinide bir özellik vardır. Çini iki kez fırınlanır. Bir çamura form verildikten sonra mukavemetini artırmak için ki buna bisküvi denir, bir de boyanıp, sırlandıktan sonra desenleri sabitlemek için. İşte bu boyama aşamasında kullanılan renkler eser piştikten sonra b...

Yorumlar
Yorum Gönder